Üyelik

LAZCA ÖĞRENİYORUM – Lazuri Doviguram

Lazca, pek çok kişinin sandığının aksine “Cideyrum, celeyrum” demek değil! Her Karadenizli de Lazca bilmiyor.

Lazca Kafkas dilleri ailesinden gelen ayrı bir dil. Ve bu dil şu anda kaybolmak üzere. Çünkü gençler arasında konuşulmuyor, çocuklara öğretilmiyor.

http://www.lazcaacikogretim.com sitesi Lazcanın yok olmaması için atılmış bir adım. Sitede şimdilik 13 ders var. Onur Kahveci sitenin mimarı, yönetmen Elif Ergezen dersleri kaydediyor ve kurgularını yapıyor. İsmail Avcı Bucaklişi* ise ders içeriklerini hazırlıyor ve kameranın karşısına geçiyor.

 

Site ne zaman, neden kuruldu?

Site Nisan sonunda Lazcayı online öğretmek için açıldı. 20′li yaşlarımdan beri Lazca ile uğraşıyorum. 1999′dan beri aralıklı olarak Özgür Üniversite’de Lazca atölye çalışmaları yaptım.

Şu anda da Boğaziçi Üniversitesi’nde seçmeli Lazca dersi veriyorum. Son yıllarda Lazcaya talep artınca, Elif Ergezen Lazca açıköğretim fikrini ortaya attı. Ben de destekledim ve çalışmalara başladık.

Derslerin içeriklerini ve kullanacağımız materyalleri ben hazırlıyorum. Bunun için özel bir çaba gerekiyor. Çünkü Lazca eğitim dili olarak bugüne kadar çok çalışılmamış bir dil. 1930′larda Laz okulları direktörü İskender Tzitaşi’nin kitapları dışında, pedagojik yönü ile örnek olabilecek materyal de yok. Dolayısıyla Lazca için uygun bir öğretim tekniği geliştirmemiz gerekiyor.

Sitede Lazca hakkında bilgiler yer alıyor. Sayılar, aylar, haftanın günleri, şahıs ve iyelik zamirleriyle ilgili temel düzeyde eğitim veriliyor. Lazcanın fiil yapısı ile ilgili dersleri hazırlamaya devam ediyoruz.

Duyurusunu nasıl yaptınız?

Öncelikle İnternetin sunduğu olanaklardan faydalandık. Ayrıca, Lazika Yayın Kolektifi’nin Lazca-Türkçe yayımladığı Tanura (Aydınlanma) isimli dergide siteyi duyuracağız. Tanura’nın üçüncü sayısında oyuncu Toprak Sağlam model oldu ve derginin kapağını açıköğretime ayırdık.

Bu siteye neden gerek vardı? Bütün Karadenizliler Lazca bilmez mi?

Hayır. Türkiye’de çok sayıda Laz var ama tümü Lazca konuşmuyor. Bu dil hızla yok oluyor.

Rize’de Pazar, Ardeşen, Çamlıhemşin ve Fındıklı kasabaları ile Artvin’in Arhavi, Hopa ve Borçka kasabaları Lazcanın tarihsel olarak konuşulduğu yerler. 93 Harbi’nde Batum’u terk edip Marmara’ya yerleşen muhacir Lazlar da Lazca konuşur. Bir de, Gürcistan’daki Hıristiyan Lazlar (Megreller) var. Onlar da Lazcaya yakın bir dil konuşurlar.

Şimdi durum nasıl?

Lazca açısından durumun iç açıcı olduğunu söylemek zor. İstanbul merkezli çalışmalar yeterli değil. Laz anne-babalar çocuklarıyla Lazca konuşmuyor ve bu dili öğretmiyor. Lazca konuşabilen çocuk çok az. Bu dile sahip çıkacak güçlü bir kurum da henüz yok.

Siteyle ilgili nasıl tepkiler aldınız?

Geçmişte bu tip şeylere şüpheyle bakanlar, artık Lazcanın yok olma tehlikesi altında olduğunun farkındalar. Anadillerini çocuklarına öğretmeyenlerin zaman zaman vicdan azabı çektiklerine şahit oluyorum. Özellikle Kazım Koyuncu’dan kaynaklanan atmosfer, Lazların anadillerini fark etmesini sağladı. Şimdi çoğu konuya pozitif bakıyor.

Tepkiler çok olumlu. Derslerin videoları internette sürekli paylaşılıyor. Biz bu dersleri Lazca hazırladık. Çünkü sadece Lazcaya hâkimiz. Ama Anadolu’nun diğer dillerinde de yapılabilir, hatta dersler TV üzerinden de yayımlanabilir.

Dersleri nasıl hazırlıyorsunuz?

Boğaziçi Üniversitesindeki dersler için hazırladığım Lazca ders notlarımdan faydalanıyorum. En kolay ve anlaşılır şekilde bu dili hiç bilmeyenlere nasıl anlatacağımı düşünüyorum ve buna göre yöntem geliştiriyorum.

Lazca ders hazırlamak zaman isteyen bir iş. Kamera karşısında ders anlatmak da kolay değil. Normalde derste eksik anlatsanız bile, dönüp tamamlayabilirsiniz ve öğrenciyle etkileşimdesinizdir. Ama kamera karşısında dersleri bir çırpıda anlatmam gerekiyor. İşin teknik kısmı da zor. Materyal hazırlamanın bir yönü de grafik tasarım.

Dersler ne kadar sürecek?

Siteye 70′ten fazla ders ekleyeceğiz. Yani bu dersleri takip eden ve çaba harcayanlar, 70 dersin sonunda günlük hayatta derdini anlatabilecek kadar Lazca konuşabilecek. Hedefimiz bu.

 

Sitede başka neler yapacaksınız?

Derslere diyaloglu çekimler ekleyeceğiz. Belli seviyelere göre Lazca metinler hazırlayacağız. Belki tanınmış Laz sanatçılar, müzisyenler ve oyuncular da ders anlatabilir ya da diyalogları, metinleri okuyabilirler.

“Öğretmen sana adını soracak”

 

Çocukluğunuzda evde Lazca konuşuluyor muydu?

Pazar’ın Noxlapsu köyündenim. Çocukluğumda, yani 1970′li yıllarda köyümde Türkçe konuşulmuyordu. İlkokula başlayana kadar Türkçe bilmiyordum. Hatta babamın beni okula götürürken Lazca öğüt verdiğini, “Öğretmen sana adını soracak (Mualimik yoxo-skani gik’itxasere) İsmail Avcı diyeceksin (İsmail Avcı utzvare)” dediğini hatırlıyorum.

Okulda zorluk çektiniz mi?

İlkokulda zorluk çekmedim. Sanırım Türkçeye radyo üzerinden bir aşinalığım vardı. Derslerde Türkçeyi kitaplar üzerinden öğreniyorduk ve soruları yanıtlayabiliyordum. Sınıfta ve okul dışında da arkadaşlarımla Lazca konuşuyorduk. Öğretmenlerin de Türkçe konuşmamız için özel bir talebi yoktu. Hatta Kürt bir öğretmenimiz vardı. O da Lazca öğrendi.

O dönemde köyde herkes Lazca konuşurdu. Sadece İstanbul’dan gelenler, köyde zaman zaman Türkçe konuşurdu. Hatta onlar için “Turkça paralayur” diye dalga geçilirdi. Ama bu politik bir şey değildi; başka dile karşı alerjiydi.

Türkçe bilmediğiniz için baskı gördünüz mü?

Türkçe bilmemek değil ama Laz ya da Karadeniz aksanıyla konuşmak her zaman için alay konusu olmuştur. Elbette ben de bundan payımı aldım. Ama bunun ötesinde Lazcaya karşı psikolojik bir baskıyı hep hissettim. Mesela insanlar Lazca bilmeyenlerin olduğu yerde Lazca konuşmamaya dikkat ederler.

Örneğin ortaokuldayken bir arkadaşıma neden Lazca konuşmadığını sorduğumda, bana “Ayıptır” demişti. Bu, bana anlaşılmaz gelmişti. Bir dili konuşmak neden ayıp olsun ki?

Bir de Orta 1′de Laz olduğunu bildiğim bir öğretmenimden “Lazca konuşma ulan” diye tekme yediğimi hatırlıyorum.

 

O tekmeyi şimdi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Anlıyorum ki, bu kişi öğretmenmiş ama eğitimci değilmiş. Resmi ideolojiden fazlasıyla etkilenmişti. Bir eğitimci anadilini konuştu diye öğrencisine vuruyorsa, bu kişi ancak Nazi kafalı olabilir.

İnsanlara kimlik dayatılmasına, insanların kimliğinin reddedilmesine, dillerinin yasaklanmasına dayanamıyorum. Anadilimin hangi politik gerekçeyle olursa olsun yok edilmeye çalışılması kabul edilebilir değil.

 

Lazca düşünmek

 

Çocukken Lazca mı düşünüyordunuz?

Ortaokuldayken sosyal bilgiler dersini Türkçe okuyup Lazcaya çeviriyordum ve Lazca anlıyordum. Sonra Lazca anladığımı Türkçeye çevirip anlatıyordum. Yani Lazca düşünüyordum.

Orta 2′de Yaşar Kemal’in İnce Memed romanını ve başka romanları okumaya başladım. Sık roman okuduğum zamanlarda daha akıcı Türkçe konuşabildiğimi fark ettim.

Roman okumadığımda Türkçemin gerilediğini ve bunu aşmak için roman okuduğumu hatırlıyorum. 20′li yaşlarımda İstanbul’a gelince daha çok Türkçe düşünmeye başladım. Aynı dönemde de üniversitede İngilizce hazırlık eğitimi alırken Lazcayı keşfetme dönemine girdim.

Çocuğunuz var mı, onlarla Lazca konuşuyor musunuz?

Dokuz ve iki yaşlarında iki oğlum var. İkisiyle de Lazca konuşuyorum, fakat ne var ki benim dışımda Lazca konuşan yok. İşte burada okul eğitimi önem kazanıyor.

 

“Anadilde eğitim insan hakkıdır”

 

Diğer anadilde eğitim taleplerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Anadillerin yok olması küresel bir sorun. Anadilde eğitime karşı çıkmak çağımızın hastalığı. Anadili yok olan topluluklar, ekonomik, siyasi ve entelektüel olarak yeterince güçlü olmadıkları için, kendilerini ifade etmekte zorlanıyorlar ve seslerini duyuramıyorlar. Mesela, dünyada dilleri tehlike altındaki olanların bir araya geldiği bir oluşum yok.

Türkiye’de Türkçe dışındaki tüm diller tehlike altında. Dolayısıyla dil merkezli çalışmalara daha çok önem verilmeli. Anadilde eğitim talebi insan haklarının önemli bir parçası. Dillerin ve kültürlerin yaşaması için anadilde eğitim gerekiyor.

 

Anadiline sahip çıkmak neden önemli?

89 yaşında Laz bir amcamız bunu şöyle özetliyor: “Dilinizi, kültürünüzü, kimliğinizi yok etmişler ve hala susuyorsunuz. Korkacak, kaybedecek neyiniz kaldı?”

Babamın, annemin benimle iletişim kurduğu dilin çocuğum tarafından bilinmemesi ya da bunun birkaç nesil sonra yok olacağını bilmek ne kadar da acı değil mi!

Son dönemdeki tek dil, din vs. polemikleri hakkında neler düşünüyorsunuz?

Tek doğru yoktur. Ben çokluktan, çeşitlilikten, farklılıkların olabildiğince korunmasından, yaşanması ve yaşatılmasından yanayım. Çünkü çok ‘tek’in aksine alternatif ve farklılık sağlar, zenginleştirir. (EG/HK)

 

Emel GÜLCAN

emel@bianet.org
İstanbul – BİA Haber Merke

* Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi’nde lisans (1995) ve İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisansını tamamladı (2002). 1999′da Türkiye’nin ilk Lazca-Türkçe Sözlüğünü ve 2003′te Lazca gramer kitabını yayımladı. Lazca dergi ve radyo programı çalışması yürüttü. Şimdilerde, Lazca kitaplar yayımlayan Lazika Yayın Kolektifi’nin emekçilerinden ve Laz Kültür Dergisi Tanura’nın editörlüğünü yapıyor.



Facebook'da Paylaş

Bir Cevap Yazın