Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş

 

KİTAP
 Karadeniz UMUT RADYO : KÜLTÜR - SANAT - EDEBİYAT- YAŞAM : KİTAP
Mesaj icon Konu: Unutamadığınız Kitaplar Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Sayfa   2 Sonraki >>
Yazar Mesaj
kevok
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 07-Ekim-2005
Gönderilenler: 135

Alıntı kevok Cevaplabullet Konu: Unutamadığınız Kitaplar
    Gönderim Zamanı: 26-Ekim-2005 Saat 13:28

   Arkadaşlar:Bu bölümde bugüne kadar okuyupta unutamadığınız,etkisinde kaldığınız kitapların neler olduğunu,kısa bir önsözle ve eleştirilerle bizimle paylaşır mısınız?

  Şimdiden teşekkür ediyorum.Katılımlarınızı bekliyorum...

  

GÜÇLÜDEN VE ZALİMDEN YANA OLMAK İŞİN KOLAYIDIR.
ASIL VE ZOR OLANI, YANİ YÜREK İSTEYENİ İSE,
ZAYIFIN, EZİLENİN, MAZLUMUN VE HAKLININ YANINDA OLMAK,
BİLİNÇ VE YÜREK İLE MÜCADELE ETMEKTİR...
IP
kevok
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 07-Ekim-2005
Gönderilenler: 135

Alıntı kevok Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 26-Ekim-2005 Saat 14:10
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil ve daha niceleri... Mamak Askeri Cezaevi'nde bu çocukların çoğuyla buluşmuş, konuşmuşumdur. Deniz Gezmiş'le anlaştığımız gibi, tuttuğum notlardan yola çıkarak bir roman yazacaktım. Onların romanını. O istemişti bunu. Onlarla konuşurken, sık sık sorduğum sorularla, onları sürekli ayrıntılara yöneltmeye çalışmıştım. Roman, bu ayrıntılardan doğup gelişecekti. Ne yazık ki, bu tasarı yarım kaldı. Notlarımı geliştiremeden yanlarından ayrılmak zorunda kaldım. Elimdeki notların yetersizliği yüzünden böyle bir girişimi sürdüremeyeceğimi anladım, vazgeçtim. Yıllar sonra bu notları, gün ışığına çıkarmak istedim. Çünkü onlar öylesine hızla -kimi asılarak, kimi kurşunlanarak- yok edilmişlerdi ki, yetersiz de olsa, notlarımı kendime saklayamazdım. Oturdum bu kitabı yazdım. Gülünün Solduğu Akşam, serüven dolu, sürükleyici bir roman gibi de okunabilir. Ama acı ve hüzün yüklü bir kitap olduğu bilinmelidir. Anı, belge, anlatı karışımı bu kitabımı okuyunca dilerim sizde bıraktığı hüzün kalıcı olsun.

 

  Şimdiye kadar okuduğum kitaplardan beni en çok etkileyen

 kitaplardan bir tanesi..Defalarca okudum,hala okurken etkisi

altında kalıyorum.Keşke gidişleriyle acılar bitebilseydi..



Düzenleyen limxona
GÜÇLÜDEN VE ZALİMDEN YANA OLMAK İŞİN KOLAYIDIR.
ASIL VE ZOR OLANI, YANİ YÜREK İSTEYENİ İSE,
ZAYIFIN, EZİLENİN, MAZLUMUN VE HAKLININ YANINDA OLMAK,
BİLİNÇ VE YÜREK İLE MÜCADELE ETMEKTİR...
IP
COŞKUN
Yönetici Grubu
Yönetici Grubu
Simge

Kayıt Tarihi: 07-Nisan-2005
Konum: Diğer
Gönderilenler: 153

Alıntı COŞKUN Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 26-Ekim-2005 Saat 17:56

KİTABIN ADI : FEDAİLERİN KALESİ ALAMUT
YAZARIN ADI : WLADEMİR BARTOL
YAYIN EVİ   : YURT KİTAP YAYIN (Ocak 1998)
KİTABIN TÜRÜ: TARİHİ ROMAN

Kitap Hakkında Ben Bu Yorumu Yaptım;
"Hasan Sabbah' ın Alamut Kalesi' nin, cennet bahçelerinin ve fedailerinin tarihi romanı ''Hıristiyanların zaman ölçüsü ile 1092 yılının ilk baharında hatırı sayılır büyüklükte bir kervan, Semerkant'tan başlayarak Buhara üzerinden Horasan'ın kuzeyindeki Elbruz platosuna dek uzanan, bir zamanlar muzaffer orduların kullandığı eski yolun üzerinde ağır ağır ilerliyordu. Karların erimeye başlamasıyla birlikte Buhara'dan ayrılan kervan haftalardır yollardaydı...'' ''Avni oğlum, Tahir'in torunu!'' demişti ona. ''Doğruca Demavend Dağı'na giden yolu tut. Rey'e ulaşınca Şahrud Irmağı' na giden yolu sor. Irmağın kaynağı sarp bir vadide bulunmaktadır; oraya çık. Büyük bir kale göreceksin: Bu yerin ismi Alamut kalesidir, yani 'kartallar yuvası..."
Bir dönem YURTSEVERLERİN eğitim kaynağı olan kitap sizleride çok farklı yerlere çekeceğınden eminim; örneğin "11 EYLUL nasıl yaşanabilir..?" sorusunun cevabını değışık biçimde verebilirsiniz... Dünyanın en büyük afyonu olan din ile uyuşturulmuş insanların neler yapabileceğine şaşıracaksınız hemde hiçbir dine kendini mensup gormeyen bir lider tarafından.
Bence kitabın ana fikrini Wlademir Bartol kitapta ki bir cümlesiyle çok güzel özetlemiş..''Bir grubun bilinç seviyesi ne kadar düşükse, Onu harekete geçiren fanatiklikte o kadar büyüktür''...Yazarın dili çok akıcı. Hikaye de sürekleyici olunca elden düşürmeden okunuyor.
Bu bir tarihi roman. Sadece bu kadar mı? Değil... Dini felsefe ve öğretiler var, tanıklıklar ve inkar edilmeyen gerçeklikler var. Ömer Hayyamı bilmeyen yoktur herhalde birde Hsan Sabbahla olan dostluğunda görün onu...Ve bir de Hasan Sabbah diye biri...


Düzenleyen coşkun
IP
igzas
Moderatör Grubu
Moderatör Grubu
Simge

Kayıt Tarihi: 13-Nisan-2005
Konum: İstanbul
Gönderilenler: 14

Alıntı igzas Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 27-Ekim-2005 Saat 15:15
benim etkisinde kaldığım ve düyük bir coşkuyyla tevsiye edeceğim kitap aziz nesin ölmüş eşşek mutlaka okuyun.macvi arkadaşıma tavsiye etmiştim 1 hafta odasında gülme kırizleri gecirdi
igzas
IP
Bariş
Yönetici Grubu
Yönetici Grubu
Simge

Kayıt Tarihi: 07-Nisan-2005
Konum: Rize
Gönderilenler: 27

Alıntı Bariş Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 29-Ekim-2005 Saat 14:59



        AÇIKLA BANA BU IŞIĞI (PORTRE)
Hayatı anlamak için, tıpkı yazmaktan vazgeçtiğim zamanlarda olduğu gibi başımı bir suyun içine sokuyor, tam boğulacağım sırada başımı yukarı kaldırıyor,can havliyle nefes alıyor, o anda yaşadığımı ve hayatımı anladığımı hissediyorum .
Yazmak, budur benim için. O boşluğu başım suyun içindeyken bir kez daha görür, kimsesiz kalmış ve hep kalacak olan sevgimin kanında boğulmamak için yazmaya koyulurum.
Yeni Yaz Yayıncılık yine bir ilke imza atıyor: Açıkla Bana Bu Işığı, ülkemizde örneği olmayan bir portre kitabı.Edebiyatımızın aykırı ismi Cezmi Ersöz hayatın yazıya, yazının hayata dönüşünü tartışıyor, sergiliyor.

Açıkla Bana Bu Işığı, portrenin ötesinde bir hesaplaşma, yüzleşme…yolculuk! Bir yazarın hayatla, zamanla, yazıyla, kendisiyle hesaplaşmasının, yolculuğunun serüveni.


Açıkla Bana Bu Işığı, öteki yanıyla da 1970”lerden günümüze hayatımızdan gelip geçenlerin bilançosu: Beyoğlu”nun arka sokaklarından Tarlabaşı”ndaki konfeksiyon atölyelerine, Şanzelize”den Garden Pavyon”a…sokak çatışmalarından evinin kapısı önünde vurulan profesörlere antikacıya dönen bit pazarlarına, hakiki hayatlardan “nostalji” modasına, 12 Eylül günlerinden değişim , Asil Nadir”le uluslar arası sermayenin basına girişinden Babıali”nin bitişi ve Medya Çağı”na geçişimiz…En büyük, en doğal muhalefet mizahın şamata şovlarına devrolmasından hüzün pazarına; son 30 yılın panoraması, hesaplaşması.
Ve elbette bunlarla birlikte yazının, yazarın, okurun dönüşümü:
Sonsuz sandığım bir şeyi yitirmenin tek tesellisi yazmaktır.O teselliyi ararken ayrı düşerim herkesten. İşte bu yüzden bu dünyaya ait gibi hissedemem kendimi. Herkesin kendine bir düzen kurma kaygısı varken, benim ömrüm adeta bir ölüm kalım savaşıyla; yazıyla geçer.
Diyor Cezmi Ersöz ve gökyüzünü, yazıyı gösteriyor: Bir daha soracak mısınız bana o siyah önlüklü çocuk neden yazıyor diye? O zaman güneşe bakın ve açıklayın bana bu ışığı!

Açıkla Bana Bu Işığı
Cezmi Ersöz –portre-


Düzenleyen Bariş
bariş
IP
COŞKUN
Yönetici Grubu
Yönetici Grubu
Simge

Kayıt Tarihi: 07-Nisan-2005
Konum: Diğer
Gönderilenler: 153

Alıntı COŞKUN Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 01-Kasım-2005 Saat 22:52

Paris Düşerken
Roman

Paris Düşerken, Fırtına ve Dipten Gelen Dalga’dan oluşan nehir roman, 20. yüzyılın en hareketli dönemini tüm tarafları ve çeşitli yönleriyle tasvir eden dev bir eserdir. Savaşın ayak seslerinin duyulduğu 1930’ların ikinci yarısından soğuk savaş rüzgârlarının Avrupa’yı içine aldığı 1950’li yıllara kadar uzanan dönemi kapsayan bu eserin ilk kitabını oluşturan Paris Düşerken’de, yayılmacı Hitler faşizminin işgali altındaki Paris’te toplumun farklı kesimleri üzerine projektör tutulur. Bir yanda işgalcilere çıkar hesaplarıyla bağlı olan yönetici elit ile burjuvazi, diğer yanda faşizme karşı yurt savunması için örgütlenen direnişçiler bu saflaşmanın iki ana kesimini oluşturmaktadır. İşgal günlerinde, her şeylerini geride bırakarak, kafileler halinde kentlerini terk eden Parislilerin trajedisi, uluslararası diplomasinin satranç tahtasında yapılan hamleler, cepheden gelen bozgun haberleri, direniş hareketini örgütleme çabaları… Avrupa’nın çehresini değiştiren kanlı olaylar, bu olaylara sahne olan ülkeler, savaşın karşıt kutuplarında yer alan kahramanlar… Yüzyılın en büyük romanlarından sayılan ve sayısız dilde basılarak milyonlarca insan tarafından beğeniyle okunan bir klasik.

 

YAZAR HAKKINDA:

İlya Ehrenburg; 1891’de Kiev’de doğdu. Çok genç yaşta Rusya’daki devrimci harekete katıldı ve çok geçmeden tutuklandı. Serbest bırakılınca Paris’e göç etti ve ilk şiirlerini burada yayınladı. Birinci Dünya Savaşı sırasında savaş muhabirliği yaptı. Yurda 1917’de döndü. İç Savaş başladığında Ehrenburg Ukrayna’daydı. Daha sonra tekrar Avrupa’ya geçti ve Julio Jurenito’yu yazdı. 1924’te Sovyetler Birliği’ne döndü. Çeşitli Sovyet gazetelerinin yurtdışı yayınları sorumlusu olarak Avrupa’ya gönderildi. 1941’e kadar İzvestiya gazetesinin savaş muhabiri idi. İspanya İçsavaşı’na katıldı. Paris’te bulundu. Tekrar Sovyetler Birliği’ne döndüğünde Paris Düşerken’i yazmaya başladı. Bu eser, beş kitap olarak yayınladığımız üçlemenin ilk kitabıdır.
Gazetecilik ve roman çalışmaları dışında makale, gezi yazısı, anı ve öykü de yazan Ehrenburg 1967’de öldüğünde ardında Paris Düşerken, Fırtına ve Dipten Gelen Dalga’dan oluşan üçleme dışında, çok sayıda eser bıraktı.

IP
kevok
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 07-Ekim-2005
Gönderilenler: 135

Alıntı kevok Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 16-Aralık-2005 Saat 18:25

AŞK GİBİ AYDINLIK ÖLÜM GİBİ KARANLIK

Mehmed Uzun; Tercüme: Muhsin Kızılkaya
Gendaş Yayınları;

 'Ve on ikinci fersahın sonunda, güneş ışınları sel gibi aktı.'

Büyük patlamadan bugüne, aydınlıkla karanlık sürekli yer değiştiriyor. Bir aydınlık karanlığın yerine, bir karanlık aydınlığın yerine geçiyor. İnsanlığın en kadim destanında Gılgamış, güneşin yolunu, güneşin doğuşu yönünde dağdan geçerek izlemeye koyulur. Bir fersah yol alınca, çevresini saran karanlık yoğunlaşır. Işık yok, önünü ardını göremez. Uzun, tehlikeli ve karanlık bir yolculuktan sonra Gılgamış ışığa kavuşur.

Bin yıldan sonra Baz da, aynı fersahlardan geçerek, Dağlar Ülkesi'ne, 'karanlık' diyara doğru yola çıkar, ancak amacı Gılgamış'ın amacıyla aynı değildir. Biri ölümsüzlük otunu arar, öteki koynunda ölümü gezdirir.

Ve Kevok, Büyük Ülke'den kanatlanır Jir'in ardından, boyunduruk tanımayan aşkına doğru uçar. Baz'ın bakışlarına sinen ölüm karanlığı, Kevok'un gözlerine oturmuş aşkın ışığıyla aydınlanır. Ölüm-kalım savaşında ölüm, onları sonsuz bir karanlığın içinde bırakır; ikisi de soğuk toprağa düşer ve buna sadece gökteki yıldızlar şahit olur.

'Yiğitler, yol göstericiler de aya benzer, önce büyür, her yeri ışığa boğar, sonra kaybolup giderler.'

 

 

Aşk gibi aydınlık ölüm gibi karanlık adlı kitabın ismine baktığımızda sadece bir aşk hikayesi olduğunu düşünürüz. Lakin bir aşktan çok Türkiye'de yaşanan gerçekleri dile getirmektedir. Mehmet Uzun’un ustaca kurguladığı kitabı Mühsin Kızılkaya çok güzel bir dille çevirmiş. Okumayanlara tavsiye ederim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

        

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GÜÇLÜDEN VE ZALİMDEN YANA OLMAK İŞİN KOLAYIDIR.
ASIL VE ZOR OLANI, YANİ YÜREK İSTEYENİ İSE,
ZAYIFIN, EZİLENİN, MAZLUMUN VE HAKLININ YANINDA OLMAK,
BİLİNÇ VE YÜREK İLE MÜCADELE ETMEKTİR...
IP
ez_sertaç
Moderatör Grubu
Moderatör Grubu
Simge

Kayıt Tarihi: 18-Kasım-2005
Konum: Ankara
Gönderilenler: 160

Alıntı ez_sertaç Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 31-Ocak-2006 Saat 15:42
oğuz atay _tutunamayanlar bence türk edebiyetının en önemli eserlerinden birtanesi.kitabı okumamın üzerinden yıllar geçti ama hala etkisi sürüyor.bu kitap hakkında çok fazla tanıtım yazısı yazılamaz. okuyun kendiniz karar verin.
OY VERME ÇÜNKÜ 60 YILDIR VERİYORSUN!
IP
daral
Yeni Kullanıcı
Yeni Kullanıcı


Kayıt Tarihi: 14-Ocak-2006
Gönderilenler: 5

Alıntı daral Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 31-Ocak-2006 Saat 17:46
çok güzel bir kitap
IP
uğur
Moderatör Grubu
Moderatör Grubu
Simge

Kayıt Tarihi: 07-Nisan-2005
Konum: İstanbul
Gönderilenler: 8

Alıntı uğur Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 10-Nisan-2006 Saat 16:30
ÇANLAR KİMİNİÇİN ÇALIYOR, Hemingway'in en güzel romanlarından biridir. İspanya iç savaşının anlatıldığı roman, 1940' larda yazılmıştır. Böyle olmasına karşın, hala birçok ülkede çevirisi yayımlanmakta, hala en çok okunan kitaplar arasında yer almaktadır. Bu ilginin nedeni, bir serüven romanı oluşunda ya da Hemingway' in o kendine özgü anlatış biçiminde aranabilir. Ancak şöyle bir saptama da yapılabilir: ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR'da Hemingway, ülkü birliği etmiş, insanların inançlı kavgası yanında, romantizmi de etkileyici bir öğe olarak kullanmıştır. En güç koşullarda, ölümle yüz yüzeyken bile sevgi , umut, korku bütün canlılığıyla yaşanır romanda. Ortak amaç doğrultusunda, bir toplumsal kavga için, ayrı ulustan bilinçli insanların öyküsüdür ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR
merhaba umut doslarııııı!!!!
IP
hümanist
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 17-Kasım-2005
Konum: İstanbul
Gönderilenler: 121

Alıntı hümanist Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 10-Nisan-2006 Saat 21:10

benim etkilenip tekrar tekrar okudugun kitap nihat behram ın 'ser veripte sır vermeyen yiğit'(ibrahim kaypakkaya) everest yayınlarından cıkmıstı. dewrimci bir kişiligin nelerden vazgecip neler yapmaya calıştıgını,düşünmeyi beceremeyen ve düşünceye tahammül edemeyen insanların ibrahim kaypakkaya ve arkadaşlarına yaptıgı zulümü anlatıyor kaliteli bir eser tarafsız oldugununu söyleyemem ama zaten dogarken bile bir taraftan oluyoruz ister istemez dimi

 

IP
Cimbomlu
Normal Üye
Normal Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 03-Nisan-2006
Konum: İzmir
Gönderilenler: 73

Alıntı Cimbomlu Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 11-Nisan-2006 Saat 16:56

Ö. Zülfi Livaneli : Mutlulk

Tarık AKAN        : Ane Başımda Bit Var.

 

Saygılar....

İzmir
IP
lapatya
Yeni Kullanıcı
Yeni Kullanıcı
Simge

Kayıt Tarihi: 09-Mart-2006
Konum: İzmir
Gönderilenler: 4

Alıntı lapatya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 12-Nisan-2006 Saat 20:38

Köpekleşmenin Tarihi


  Nihat Genç
İletişim Yayınları

"Nasıl oldu da bir gecede ondokuz şehzade boğdurulup Sarayburnu'ndan çuvalla içinde karanlık sulara atıldı? Nasıl oldu da Plevne'nin düz ovasında on askere siyah kepekten ancak bir kara ekmmek, bir kurtlu bakla çorbası, birkaç acı ve çürük zeytin? Nasıl oldu da üç kıtayı fetheden cins arap atlarından yaralıları taşıyacak bir topal katır, bir sütçü beygiri kalmadı? Kafaları ceviz gibi kırılıp, keklik gibi avlandılar. Hamile kadınları camilere doldurup, yakarak yağlarını aylarca akıttılar! Ve artık ruhlardan bir parça kopartılır gibi ezanlar!
Nasıl oldu da, üç kıtadan ganimetler yağan şehirde, yağmurdan ıslanan köpekler üstüne atılacak bir yırtık kilim parçası kalmadı? Yok olma, iflas etme dehşetiyle karıncanın taşıdığı buğdaydan bile vergi alan Allah'ın halifeleri. Gök gibi ulu padişahların kellesini uçuran sokak serserisi yeniçeriler! "

  Karadenizin hırçın yüreği,her kitabı okunmaya değer bir hazine...

IP
kevok
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 07-Ekim-2005
Gönderilenler: 135

Alıntı kevok Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 07-Mayıs-2006 Saat 12:10
KİTABIN ADI:
SUÇTUR UMUTSUZLUĞA
KAPILMAK
YAZARI: CEZMİ ERSÖZ
YAYINEVİ: GENDAŞ KÜLTÜR

“Kirli Bir Çarşafın Altında Ölümü Özleyen Kardeşim” …tarafsız olmak demek, bu cehennemi ülkeye, evet demektir. Tarafsız olmak; cellatların yaptıkları bütün eziyetleri, o inanılması güç katliamları sonuna dek onaylamaktır.

Tarafsız olmak, sonsuza dek lanetlenmek; sonsuza dek mağdurların, ezilenlerin, yoksulların üzerine çarpı işareti çekilişlerin kanıyla lekelenmektir .
Günlerdir, bu lekelenme korkusuyla yaşıyorum… Günlerdir, yoksulların kanını temizlemeye uğraşıyorum üzerimden.
Günlerdir, kimseye anlatamıyorum yaşadığım utancı. Kimseye anlatamıyorum, üzerime sıçrayan kanın, içimi yakan soğukluğunu…”
“Suçtur Umutsuzluğa Kapılmak”, Gendaş Kültür’den çıktı. Cezmi Ersöz’ün, hapishanelerde ve ölüm orucunda şehit düşenlerin anne ve babalarına adadığı bu kitabın bütün geliri, yazar tarafından tutsak ailelerine bırakılmış.
Tecrit ve sansür duvarlarını parçalamak için, 107 can düştü toprağa. Sessiz kalanların üzerine sıçradı kanları. Katliamların, korkak tanıkları oldu çoğu…
Cezmi Ersöz de bir yazar ve aydın sorumluluğuyla, bu sansür duvarlarını parçalamaya çalışanlardan biri.
O, bu ülkede yaşayan bir aydın olarak, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyor. Umarız, diğer yazar ve aydınlara da örnek olur.
”Suçtur Umutsuzluğa Kapılmak“ kitabında, Ersöz’ün, Leman’daki köşesinde de yayınladığı yazılar ve Ümraniye Hapishanesi’nde gardiyanlık yapan Yıldız Ercan’la yapılan röportaj yer alıyor.
Kitapta yer alan ilk yazı ”Cezaevlerindeki Son Çığlık ve Beyaz Gemi”
Yazar, Beyoğlu’nun arka sokaklarında Hortum Süleyman’a takılan yaşamının ve ezilenlerin cephesindeki işkence ve katliamların bir değerlendirmesini yapmış. F tipi hapishanede ölmek üzere olan bir tutsağın yazara gönderdiği beyaz gemi yine O’nun dilince hayatın direnen yanından hep umut taşıyor.
TAYAD’lı Ailelerin, sanatçı Bilgesu Erenus’un evinde başlattıkları ölüm orucu eylemini anlatan yazı; “Denizi Özleyen Anneler Ölüyor” başlığını taşıyor.
“Küçük Armutlu’daki Ev… Canan… Zehra… ve Bizim Hikayemiz”de hapishanedeki yakınları ve dostları için tereddütsüz ölüme yürüyenler anlatılıyor. Onların hep yanında olan Cezmi Ersöz, “Kendime üzüldüm çünkü bu yaşıma dek benim onlar gibi gerçek dostum olmamıştı hiç.” diyor.
“Girin Çölümüze Çekin Hayatlarımızın Resmini”, yoksulları ve ezilenleri anlatıyor. Otoriteden yana olanlara ne yaparsanız yapın ve ne kadar güçlü olursanız olun o yapay ve korunaklı hayatınızı kuşatıyor bizim gerçek hayatımız, diyor yazar.
Cezmi Ersöz’ün kendisini de içine kattığı, orta sınıf küçük burjuva solcuları “Devrimden En Çok Kim Korkar” yazısında anlatıyor. Hazin ama gerçek, devrimden en çok onlar korkuyor.
“Evimde Ölümü Yenmiş Bedensiz Simsiyah Gözler”, ölüm orucunda şehit düşenlerin anısına ithaf edilen, yazarın kendi duygusallığını da sorguladığı bir yazı.
“Suçtur Umutsuzluğa Kapılmak…”, F Tipi hapishanelere çocuklarını ziyarete giden anne babaları anlatıyor. Yazı şu cümleyle bitiyor,” Ey zorbalar, ey hayatı kanla yıkayanlar, zulmedin ki tez vakit yıkılasınız...”
Küçükarmutlu’da katledilenlerin anısına yazılan bir yazı, “Ömrüm Bu Yüzden Hiç Başlamayacaktı…”.
“Gardiyan Yıldız Ercan, Artık Kanlı Ekmek Yemek İstemiyor”, kitapta yer alan tek röportaj. 19 Aralık 2000’de Ümraniye Hapishanesi’nde gerçekleştirilen katliamın tanığı Ercan, yaşadıklarını tüm gerçekliğiyle anlatıyor.
Kitabın arka kapağında “Hayat Ölümün Alnından Öpüyor” isimli yazıda ise şu bölüm yer alıyor: “Hayat, ölüm ve gerçeklik, her şey kesintisiz bir biçimde, aynı büyülü nehre akıyor; ölenler, yeniden doğuyor.
Hayat, ölümü alnından öpüyor… Ölüm hem gururlu hem baş eğmez, hem de küçük bir çocuk gibi utangaç ve masum. Her şey birleşip o büyük nehre akıyor usulca…
Ve o nehir sonsuzluğa akıyor…
İşte bu yüzden korkmuyorlar, birer birer ölmekten …
Çünkü onlar bir kere sonsuzluğa inanmışlar binbir çeşit kentli, kuşkunun pençesinde yaşayan ben bile işte o an inanıyorum, bu çocuklar bir gün kazanacaklar…
Sonsuzluk tükenmez çünkü.”
Okuduğunuz her yazıda kendinizden, yaşadıklarınızdan bir şeyler bulacaksınız.
Kimi zaman, içiniz acıyacak ama öfke kaplayacak içinizi. Sessizliğinize öfkeleneceksiniz en çok da… Onlar, o kazanacak olanlar, siz sessiz kaldığınız için, ölmeye devam ediyor hala…
Direniş dördüncü yılında sürüyor…
GÜÇLÜDEN VE ZALİMDEN YANA OLMAK İŞİN KOLAYIDIR.
ASIL VE ZOR OLANI, YANİ YÜREK İSTEYENİ İSE,
ZAYIFIN, EZİLENİN, MAZLUMUN VE HAKLININ YANINDA OLMAK,
BİLİNÇ VE YÜREK İLE MÜCADELE ETMEKTİR...
IP
maykut
Yönetici Grubu
Yönetici Grubu
Simge
Site Yöneticisi

Kayıt Tarihi: 03-Şubat-2004
Konum: Rize
Gönderilenler: 223

Alıntı maykut Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 08-Mayıs-2006 Saat 21:47
şu şibumi ' yı bir türlü okuyamadım çünkü bir türlü ulaşamadım bu kitabı aranızdan biri bir iyilik yapsa da bu kitabi bana yollasa ne iyi olur :))

IP
aztur
Yeni Kullanıcı
Yeni Kullanıcı


Kayıt Tarihi: 15-Mart-2006
Konum: Artvin
Gönderilenler: 8

Alıntı aztur Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 09-Mayıs-2006 Saat 09:01
şu çılgın türklerden hiç kimse bahsetmemiş. gençler, okumadınız galiba ondan.
IP
liberta
Yeni Kullanıcı
Yeni Kullanıcı
Simge

Kayıt Tarihi: 18-Nisan-2006
Konum: Tunceli
Gönderilenler: 13

Alıntı liberta Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 09-Mayıs-2006 Saat 18:31
susanna tamaro =yüreğinin götürdüğü yere git
büyükannenin torununa yazdığı mektuplardan oluşan bu kitabı okumayanınız varsa hemen okusun.. müthiş akıcıdır. 
"insan ne ise o olmayı reddeden tek yaratıktır."
IP
hümanist
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 17-Kasım-2005
Konum: İstanbul
Gönderilenler: 121

Alıntı hümanist Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 09-Mayıs-2006 Saat 22:19
şu çılgın türkleri okudum hiçte begenmedim.gelişmekte olan sosyal dalgayı bastırmak için yapılan bir hamle. gereksiz olan milliyetçiligi körükleyen bi kitapAngry 
 
 
 
 
 
ClapClapClap


Düzenleyen hümanist - 09-Mayıs-2006 Saat 22:21
Ve cellat uyandı yatağında bir gece, Tanrım dedi bu ne zor bilece öldükçe çoğalıyor adamlar, ben tükenmekteyim öldürdükçe...
IP
alter ego
Yeni Kullanıcı
Yeni Kullanıcı
Simge

Kayıt Tarihi: 13-Mayıs-2006
Konum: İstanbul
Gönderilenler: 2

Alıntı alter ego Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 13-Mayıs-2006 Saat 21:53
yaşayan tarih desek yalan olmayacak vedat türkalinin mavi karanlık ve güven adlı kitapları okullarda hiç birşekilde anlatılmayan yakın tarihi anlatmaktadır. müthiş kitaplardır...
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
- demeğe de dilim varmıyor ama -
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
IP
Cimbomlu
Normal Üye
Normal Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 03-Nisan-2006
Konum: İzmir
Gönderilenler: 73

Alıntı Cimbomlu Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 25-Temmuz-2006 Saat 15:35
Leylanın Evi
 
ö.Zülfü LİVANELLİ
 
Tarihle yüzleşmek için. Zenginin fakiri nasıl hırpaladığını görmek için. Kuşak çatışmasını aşmak için verilen kavganın hikayesi.
 
Okumanızı tavsiye ederim.
Saygılar.. 
İzmir
IP
Sayfa   2 Sonraki >>
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.06
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,219 Saniyede Yüklendi.